<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>KAN RENGİ BİR KEMANIM ŞİMDİ</title>
        <description>GÜLÜ AYIRDILAR DİKENLERİNDEN GÜL KANADI DİKENLERİNİN KOPTUĞU YERDEN!</description>
        <link>http://kuanta.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 08:40:22 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>PARFÜM</title>
            <link>http://kuanta.blogcu.com/parfum_3335737.html</link>
            <guid>http://kuanta.blogcu.com/parfum_3335737.html</guid> 
            <description>&lt;P align=center&gt;&lt;A href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/kuanta_gemi.gif&quot;&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/kuanta_gemi.gif&quot; border=0&gt;&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;STRONG&gt;suyun kokusu yoktur&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;STRONG&gt;tenin kokusuna bulanır&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;STRONG&gt;kokusu olmayan adam &lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;STRONG&gt;varlığı olmayandır&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;STRONG&gt;varolmak için işledi bütün o cinayetleri&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;STRONG&gt;ve o bir melek değildi&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;STRONG&gt;yedirdi sokak üstadlarına kendini&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;STRONG&gt;.&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;STRONG&gt;koku filmi muhakkak izlenmeli...işte filmin baş kahramanı Jean Baptist Grenau bana bu satırları yazdırdı...&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;STRONG&gt;.&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;STRONG&gt;.&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://kuanta.blogcu.com/parfum_3335737.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 20 Jun 2007 02:48:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>YALNIZLIK</title>
            <link>http://kuanta.blogcu.com/yalnizlik_3231567.html</link>
            <guid>http://kuanta.blogcu.com/yalnizlik_3231567.html</guid> 
            <description>&lt;P align=center&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;STRONG&gt;YALNIZLIK&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;STRONG&gt;&lt;/STRONG&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&lt;STRONG&gt;bir şiirde okumuştum galiba her yalnızlığın bir atlası vardır diyordu... o bir mekandır. uzay ve zamanda tanım bildirimi bir mekan. hiçliğin mekansallaştırılmış halidir. oysa yalnızlığı kimse görmemiştir. o nedenle çözemez aslında varlığını üretir ve problematik haline dönüştürür. öyle ya zihin sadece gördüğünü işler. görmediğini bilmez bile. bilmediğinin bir atlası var. ne tuhaf. neden? yalnızlık büyüklerin oyunudur. herkes yalnız kalamaz. modern yalnızlığa yalnızlık denmez. o yalnızlık değil yabancılaşmayla gelen terkedilmişliktir. yalnızlık tanrının rakibidir. kendisidir değil rakibi. tanrı yalnızlığı sevseydi yaratıcı olamazdı. tanrıların oyunu değildir yalnızlık. tanrı olmak istemeyenlerin özgürlük anlayışıdır. şu laftan hiç hoşlanmam &quot;kalabalıklar içinde yalnızım&quot;. hayır kalabalıklar içinde yalnızlık olmaz unutulmuşluk farkedilmezlik olur. yalnızlık daha başka birşeydir. yalnızlık unutulmak değildir. ihmal edilmek terkedilmek hiç değil. o bir özgürleşme biçimidir. herkes yalnız olamaz. liseli çocukların kitap okumazların toplumu tartışamayanların soru soramayanların sorgulamayanların işi değildir yalnızlık . herkes yalnız olamaz. o bir egemenlik kurma biçimidir. hannah arent'in çok güzel bi tanımı vardır özgürler için. şöyle der: hiç bir zaman egemen olunamaz. çünkü egemenliğin doğasında emir almadan emir vermek vardır. ve bunu yeryüzünde kimse başaramaz. işte bu: büyük laf ve etkileyici. egemenlik hayal edilen ama asla olunamayan birşeydir. yalnızlık hep yaşanıldığı söylenilen ama yaşam alanında özel alanda asla üretilemeyen bir şeydir. yalnızlık can sıkıntısı değildir. her hissedildiğinde esrar içilen cigara ve şarap içilen bişi değildir. yani o varken bir hiçliğin hüküm sürdüğ.. ( &lt;a href=&quot;http://kuanta.blogcu.com/yalnizlik_3231567.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 09 Jun 2007 23:31:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>&quot;TOPLUMU YENİDEN KURMAK&quot;</title>
            <link>http://kuanta.blogcu.com/toplumu-yeniden-kurmak_3231407.html</link>
            <guid>http://kuanta.blogcu.com/toplumu-yeniden-kurmak_3231407.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoBodyText align=center&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;#8220;TOPLUMU YENİDEN KURMAK&amp;#8221;&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyText&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;nbsp;&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyText&gt;&lt;STRONG&gt;Bütün sosyologlar neredeyse hepsi yazılarında toplum bir bütündür diyerek başlar ve bitirirler. Nedir bizi bu karmaşık yapıyı bir bütün olarak düşündürten. Bana göre bu bütünlük fikri toplum dediğimizin en büyük özelliklerinden biri olan belirli bir coğrafya üzerinde sabitlenmiş olmasıdır. Yani toplum tanımı bu kritere göre yapılır. Coğrafi olarak sınırları belirlenmiştir. Dolayısıyla toplum belirlenmiş bir sınır içerisinde sonsuzluğa akan bir oluşum gibi düşünülür. Yani önce empirik sonra aposteriori düşüncesine yatkınlık vardır değerlendirmelerde. &lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Toplum kendiliğindenlik oluşumu ve bilinç unsuru bir kalabalıklar toplamıdır denilebilir. Ama öyle geliyor ki tamamiyle belirlenmiş bir yapısı var. Yani sadece insanların oluşturduğu bir yapıdan bahsederken kastedilen kendiliğindenlik bile bilincin çizdiği rotada oluşan bir durumdur. Tek tek bireylerin kontrolünde olmayan ama ortak aklın kontrol ettiği bir kendiliğindenlik. Toplum genel olarak felsefik anlamda iyinin ve kötünün savaşının yaşandığı bir arena olarak tasvir edilir. Oysa gerçekliğine bakıldığında iyinin ve kötünün değil haklının ve haksızın çatıştığı bir zemin olduğu fark edilir. Modern kafalar toplumu ezen ezilen ilişkisinin antropolojik tahlilini ya.. ( &lt;a href=&quot;http://kuanta.blogcu.com/toplumu-yeniden-kurmak_3231407.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 09 Jun 2007 23:20:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>CUMHURİYETİN BAŞLANGIÇ YILLARINDA EKONOMİ VE SİYASET</title>
            <link>http://kuanta.blogcu.com/cumhuriyetin-baslangic-yillarinda-ekonomi-ve-siyaset_3164084.html</link>
            <guid>http://kuanta.blogcu.com/cumhuriyetin-baslangic-yillarinda-ekonomi-ve-siyaset_3164084.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoBodyText align=center&gt;&lt;STRONG&gt;CUMHURİYETİN BAŞLANGIÇ YILLARINDA EKONOMİ VE SİYASET&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;nbsp;&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;H1&gt;GEÇİŞ SÜRECİNE GENEL BİR BAKIŞ&lt;/H1&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyText2&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarındaki ekonomik ve siyasi durumun değerlendirilmesini yapmadan önce Osmanlı&amp;#8217;nın son dönemi hakkındaki bilgilere göz atmak değerlendirmemizde önemli bir yere sahiptir. Çünkü Cumhuriyetin, Osmanlı&amp;#8217;nın açmazları ve bunalımları (siyasi, ekonomik, askeri) üzerinden yükseldiği ortada olan ve değerlendirilmesi gereken bir gerçekliktir. Bu tür bir değerlendirme, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki siyasi ve ekonomik değişimlerin bir çok yönüyle kavranmasını sağlayacaktır. Öyle ki cumhuriyetle birlikte rejim değişmiş olsa bile zihniyet Osmanlı&amp;#8217;nın bir uzantısı olarak varlık göstermiştir.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Osmanlı&amp;#8217;nın son dönemi Batıda gerçekleşen teknolojik, ekonomik ve siyasi değişimlerin, Osmanlı&amp;#8217;nın kendini yeterince yenileyememe artık eskisi gibi dinamik ve güç gösterememe durumunu gözler önüne sermiştir. Öyle ki bu gelişmelerin karşısında yenilenememe ve güçsüzlüğünün farkına varan Osmanlı toplumsal karışıklıkların yanında meşruiyet dayanaklarını da yitirmeye başlamıştır. Ya.. ( &lt;a href=&quot;http://kuanta.blogcu.com/cumhuriyetin-baslangic-yillarinda-ekonomi-ve-siyaset_3164084.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 03 Jun 2007 23:50:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>YERLİ ENTELEKTÜELİN ROL VE KİMLİK BİLİNCİ</title>
            <link>http://kuanta.blogcu.com/yerli-entelektuelin-rol-ve-kimlik-bilinci_3164040.html</link>
            <guid>http://kuanta.blogcu.com/yerli-entelektuelin-rol-ve-kimlik-bilinci_3164040.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoTitle align=center&gt;&lt;STRONG&gt;YERLİ ENTELEKTÜELİN ROL VE KİMLİK BİLİNCİ&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoTitle align=center&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;nbsp;&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&lt;STRONG&gt;-S. F. ÜLGENER, C. MERİÇ VE Ş. MARDİN&amp;#8217;İN DÜŞÜNCELERİ EKSENİNDE-&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&lt;B&gt;&amp;nbsp;&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=right&gt;&lt;B&gt;&amp;nbsp;&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Batı dışı toplumlar, Batı&amp;#8217;nın bilimsel ve teknolojik gelişiminden etkilenmiş durumdadır. Türk düşün dünyası da bundan payını alarak, yeni olanın inşasıyla, eski olanın karşılaşmasından kaynaklı gerilimi de yaşamaktadır. Bu süreçte Batı&amp;#8217;nın kavramı olan entelektüel, kendine yer edinmeye başlamıştır. Türk entelektüeli denilince akla, kendi tarihsel gerçekliğini anlayan gelmektedir. Türk entelektüelinin ilk inşa edildiği dönemlerde, Batılı olan bu kavram, karşılığını ulemada bulmuş ve çelişkiler aslında bu süreçten itibaren başlamıştır. Entelektüel, Batının ekonomik, siyasal ve kültürel sorunlar yaşadığı bir dönemde, bu şartlara bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Oysa Osmanlı&amp;#8217;da, millet sisteminde, ulemanın var oluş şartları bu şartlarla örtüşmemiş ve tam karşılığını doğallığında bulamamıştır. İlk Türk entelektüelleri, ulemadan çıkmış ve bu farklı şartlar üzerinden yükselen entelektüel kavramının, şahıslarınca hayata geçirilmesi sürecinde bir çok problem ortaya çıkmıştır. İlk göze çarpan, Türk entelektüellerinin artık, ne ulema olduğu, ne de B.. ( &lt;a href=&quot;http://kuanta.blogcu.com/yerli-entelektuelin-rol-ve-kimlik-bilinci_3164040.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 03 Jun 2007 23:45:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>TARİHSELCİ YAKLAŞIM</title>
            <link>http://kuanta.blogcu.com/tarihselci-yaklasim_3164005.html</link>
            <guid>http://kuanta.blogcu.com/tarihselci-yaklasim_3164005.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoTitle align=center&gt;TARİHSELCİ YAKLAŞIM&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoTitle&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyText align=justify&gt;Tarihselci yaklaşımda, düşünürler olaya tarihsel bir perspektiften bakar ve kategorilendirmeler yaparlar. Amaçları ise olgular karmaşasını biraz daha anlaşılabilir hale getirmektir. Bu tarihselci anlamda yapılan kategorilendirmenin, ne kadar doğru olup olmadığı tartışmasından öte, esas üzerinde durulması gereken konu ne kadar işlevsel olup olmadığıdır. Tarihselci yaklaşım iki alt kategoride ele alınır. Bunlar, gelişimci teori ve betimleyici teorilerdir.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyText&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Gelişimci Teori&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyText&gt;Gelişimci teorinin, tarihselci ve sosyolojik yaklaşımlar arasında bir geçiş noktası görevi gördüğü söylenilebilir. Gelişimci teoriye göre, modernleşmeye asıl yol aldıran şey, toplumsal tabakalardaki değişimde değil, devletin değişim ve dönüşümü çerçevesinde aranmalıdır. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Gelişimci teoride öne çıkan düşünürler, Charles Tilly ve Stein Rokkan olarak belirtilebilir. Bu düşünürlerin ulus devlet teorilerine imkan sağlayan, onların çalışmalarında, devletin inşasını merkeze almalarındandır. Tilly&amp;#8217;e göre ulus-devletin ilk unsurları 16. yy&amp;#.. ( &lt;a href=&quot;http://kuanta.blogcu.com/tarihselci-yaklasim_3164005.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 03 Jun 2007 23:40:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Jung'un Sistemi: Analitik Psikoloji-Alfred Adler: Bireysel Psikoloji</title>
            <link>http://kuanta.blogcu.com/jung-un-sistemi-analitik-psikoloji-alfred-adler-bireysel-psikoloji_3163977.html</link>
            <guid>http://kuanta.blogcu.com/jung-un-sistemi-analitik-psikoloji-alfred-adler-bireysel-psikoloji_3163977.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoTitle&gt;&lt;STRONG&gt;CARL JUNG&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;H1 align=left&gt;Jung&amp;#8217;un Sistemi: Analitik Psikoloji&lt;/H1&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&lt;B&gt;&amp;nbsp;&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyText align=justify&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Analitik psikoloji ile Freud&amp;#8217;un psikanalizi arasındaki temel görüş ayrılığı libidonun niteliği ile ilgilidir. Freud&amp;#8217;a göre libido cinsel ağırlıklı bir kavram, Jung&amp;#8217;a göre ise; libido genelleştirilmiş bir hayat enerjisidir. Jung&amp;#8217;a göre libidinal hayat enerjisi, kendini, gelişme, üreme ve birey için neyin önemli olduğuna bağlı olan başka faaliyetlerde de gösterir. Jung hayat enerjisini sadece cinsellikte ele almaz. Örneğin, 3-5 yaş arasını&amp;nbsp; Freud, ilk cinsel belirtiler dönemi olarak algılarken, Jung&amp;#8217;a göre cinsellik öncesi dönemdir. O&amp;#8217;na göre libidinal enerji, gelişme ve beslenme işlevlerine hizmet eder. Jung ödipal süreci reddeder. Jung&amp;#8217;a göre bu dönemde çocuk annesine olan düşkünlüğünü annenin yiyecek sağlayıcı işlevine bağlı bir doyum, ihtiyaç bağlılığı ve rekabet açısından ele almıştır. Jung&amp;#8217;a göre libidinal enerji sadece ergenlikten sonra karşı cinse ilgi duyan bir şekle bürünür. O&amp;#8217;na göre cinsellik libidoyu oluşturan birkaç dürtüden biridir. Freud&amp;#8217;a göre her küçük çocuk annesine karşı cinsel ilgi duyar. Jung bunu çocukluğunda annesini algılama tarifine bağdaştıramamıştır. Annesini, çekici olmayan, şişman bir kadın olarak tarif etmiştir. Jung&amp;#8217;a göre cinsellik, insan motivasyonunda küçük bir role sahiptir. Jung.. ( &lt;a href=&quot;http://kuanta.blogcu.com/jung-un-sistemi-analitik-psikoloji-alfred-adler-bireysel-psikoloji_3163977.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 03 Jun 2007 23:33:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İLETİŞİM ARAÇLARI VE GÜÇ- SOSYOLOG SELMA ULUSOY</title>
            <link>http://kuanta.blogcu.com/iletisim-araclari-ve-guc-sosyolog-selma-ulusoy_3163892.html</link>
            <guid>http://kuanta.blogcu.com/iletisim-araclari-ve-guc-sosyolog-selma-ulusoy_3163892.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://www.yaziyaz.com/dergi/2007/05/kitle-iletisim-araclari-ve-guc/&quot;&gt;http://www.yaziyaz.com/dergi/2007/05/kitle-iletisim-araclari-ve-guc/&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://kuanta.blogcu.com/iletisim-araclari-ve-guc-sosyolog-selma-ulusoy_3163892.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 03 Jun 2007 23:28:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>BİR KADINDAN YEDİ NOTA SESİ</title>
            <link>http://kuanta.blogcu.com/bir-kadindan-yedi-nota-sesi_3163856.html</link>
            <guid>http://kuanta.blogcu.com/bir-kadindan-yedi-nota-sesi_3163856.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://www.yaziyaz.com/dergi/2007/05/bir-kadindan-yedi-nota-sesi/&quot;&gt;http://www.yaziyaz.com/dergi/2007/05/bir-kadindan-yedi-nota-sesi/&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://kuanta.blogcu.com/bir-kadindan-yedi-nota-sesi_3163856.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 03 Jun 2007 23:26:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>GÖZLERİNİ KAPAT VE KALEMİNİN UCUNU AÇ...</title>
            <link>http://kuanta.blogcu.com/gozlerini-kapat-ve-kaleminin-ucunu-ac_2946503.html</link>
            <guid>http://kuanta.blogcu.com/gozlerini-kapat-ve-kaleminin-ucunu-ac_2946503.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Gözlerini kapat ve avucunu aç...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Gökyüzü avucuna bir şey bırakacak birazdan&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bir damla yağmur, bir parça güneş, bir parça bulut belki...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Gözlerini kapat ve kulaklarını aç...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Küçük bir şarkı duyacaksın birazdan &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;İçine sesimizin rengi düşmüş, küçük bir şarkı duyacaksın uzaktan&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Gözlerini kapat ve kalbinin kapılarını aç...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Annen seslenecek birazdan&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Sesinde binlerce kelebeğin kanat sesleri...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Belki de binlerce kelebeğin sessizliği olacak&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Gözlerini kapat ve içindeki bütün kilitleri aç...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bahar gelecek birazdan&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Büyük sevinçler büyük umutlar bırakacak içine&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Çisil çisil yağan yağmurlar yeşeren yapraklar...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Gözlerini kapat ve kollarını aç...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bir kuş konacak kollarına birazdan &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bir güv.. ( &lt;a href=&quot;http://kuanta.blogcu.com/gozlerini-kapat-ve-kaleminin-ucunu-ac_2946503.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 14 May 2007 22:40:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://kuanta.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>