TARİHSELCİ YAKLAŞIM

3/6/2007 ·

TARİHSELCİ YAKLAŞIM

 

Tarihselci yaklaşımda, düşünürler olaya tarihsel bir perspektiften bakar ve kategorilendirmeler yaparlar. Amaçları ise olgular karmaşasını biraz daha anlaşılabilir hale getirmektir. Bu tarihselci anlamda yapılan kategorilendirmenin, ne kadar doğru olup olmadığı tartışmasından öte, esas üzerinde durulması gereken konu ne kadar işlevsel olup olmadığıdır. Tarihselci yaklaşım iki alt kategoride ele alınır. Bunlar, gelişimci teori ve betimleyici teorilerdir.

 

Gelişimci Teori

 

Gelişimci teorinin, tarihselci ve sosyolojik yaklaşımlar arasında bir geçiş noktası görevi gördüğü söylenilebilir. Gelişimci teoriye göre, modernleşmeye asıl yol aldıran şey, toplumsal tabakalardaki değişimde değil, devletin değişim ve dönüşümü çerçevesinde aranmalıdır.

            Gelişimci teoride öne çıkan düşünürler, Charles Tilly ve Stein Rokkan olarak belirtilebilir. Bu düşünürlerin ulus devlet teorilerine imkan sağlayan, onların çalışmalarında, devletin inşasını merkeze almalarındandır. Tilly’e göre ulus-devletin ilk unsurları 16. yy’da Avrupa’da ortaya çıkmıştır ve kültürel türdeşliği ön plana çıkarmıştır. Ardından Avrupa nüfusunun çoğunluğunun kırsal kökenli olduğunun ve bu nedenle kentlerde iletişim, ticaret, idare merkezleri ve el sanatlarının geliştiğini vurgular. Son olarak da, adem-i merkezi oluşumlara rağmen, her bölgede siyasi yapılanmanın aynı özellikler taşıdığının altını çizmektedir. Bu unsurlar ulus-devletin oluşumuna katkı sunmuşlardır. Tüm bu unsurların yanına Rokkan, ülkesel, kültürel ve ekonomik olmak üzere üç değişkeni de ekler. Ekonomik değişkenler olarak, ticaretin merkezi olabilmiş kentler arasındaki iletişim kanallarını ve uzun mesafeli ticaret imkanlarını saymıştır. Ülkesel değişken ise, hanedan yapısına bağlı askeri ve bürokratik araçlarken, kültürel değişkeni ise, hanedanlar tarafından idare edilen nüfusun etnik ve dini türdeşliği olarak ele almış ve tanımlamıştır.

            Miroslav Hroch’a göre, ulus bir veri, ulusçuluk ise bu verinin bir sonucudur. Ulusun her açıdan oluşumunu sağlayan örgütlü çabaları, ulusçu olarak tanımlamaz. Çünkü O’na göre ulusçuluk, ulusun değerlerini tüm değerlerden ve çıkarlardan üstün görür. Ulusçuluk ve bu bağlamda inşa edilen ulus-devlet, modern çağda ortaya çıkmıştır. Hroch’a göre, ulusal bir hareketin ulusçuluğu ve ulus-devleti inşa edebilmesi için, yerel dile dayalı ulusal kültür oluşturulmalı, eğitim, ekonomide ve yönetimde kullanılmalı; girişimci sınıflardan ve eğitimli seçkinlerden,ayrıca örgütlü işçiler ve özgür köylülerden oluşan yeni bir toplumsal yapı inşa edilmeli; kendi kendini yönetme hakkının yanında bir de sivil haklar verilmelidir. Ulusal hareketin hedefine ulaşması için bu üç şartın yerine getirilmesi gerekir.

            Hroch’a göre bir ulus, etniğinin, geleneklerinin ve dilinin tarihteki bilgisini toplamaya başlamasıyla oluşmaya başlar. Dönemin ulusal eylemcileri, tüm gerekli çalışmaları tamamlar, sonra halka, bu toplumsal dönüşüm sürecinde kim olduğunu hatırlatmak gerekir. Bu sorumluluğu yerine getirecek olan grup harekete geçer ve ihtiyaç duyulan halk kitlesini harekete geçirmeye çalışır. Halk yeni süreci ve değerlerini içselleştirmeye başlar. İşte bu andan itibaren bir ulus inşa edilmeye başlanır. O’na göre elbette ulusun kuruluşunda halktan kopuk bir ulusçuluk hareketi asla başarılı olamaz. Ulusçuluk hareketinin halkı ardına alabilmesinin koşulları şöyle sıralanabilir. Öncelikle toplumda ahlaki, toplumsal ve kültürel bir gerilimin varlığı görülmeli ve bu unsurların meşruiyet krizi yaşamaları gerekmektedir. Dikey toplumsal hareketlilik oluşmalı ve toplumsal iletişim ileri düzeyde olmalıdır. Ulusal farklılıklarla çelişmeyen çıkar çatışmalarının varlığı önemlidir. O’na göre ulusun inşasını sağlayacak olan çıkar çatışmaları sınıf çatışmalarına indirgenemez. Çünkü zaten ulus bir çok sınıfın ortak desteğiyle de oluşur.

 

Dç. Dr. Celalettin Vatandaş-ESER: KİMLİK

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Yorum yaz!Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »